10 Nisan 2014 Perşembe

Sayfamızda olan alt başlıklar Büyü var mıdır? Büyü bozma, Büyü var mıdır? büyüden korunma, büyü nasıl yapılır, dinde büyü var mı?

Büyü var mıdır?


Bazı kişiler içinden çıkamadıkları mevzularda farklı yollara başvurabiliyor. Bunlardan ilk akla gelen, büyü. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde kesin şekilde yasaklanan büyü neticesinde yuvalar dağılıyor, psikolojiler bozuluyor, hastalıklar artıyor…

İnsanoğlu, içinden çıkamadığı bazı mevzularda ya da isteyip de sahip olamadığı bazı şeyler karşısında zaman zaman zorlu imtihanlar içinde bulur kendini. Belki böyle durumlarda kula en çok yakışan sabır ve tevekküldür. Bu hassasiyetler göz ardı edildiğinde ise bambaşka arayışlar devreye girer. Akla ilk gelen ise büyüdür. Oysa dinimiz, sıkıntıların giderilmesi için en kestirme yol gibi görünen büyüyü tamamen yasaklıyor. Hikmetini anlamak için bu konu üzerinde detaylı düşünmekte fayda var...

Büyü, “Tabiatüstü gizli güçlerle ilişki kurularak zararlı, faydalı veya koruma gayeli bazı sonuçlar elde etmek için yapılan işler” şeklinde tarif ediliyor. Kutsalla ilişkisinin bulunmaması ve ahlaki amaç taşımaması büyünün en temel özellikleri. Başlıca gayesi ise daima çıkar odaklı olması… Büyü, olağanüstü etkileyici bir güç veya bilgiye sahip olduğuna inanılan kişilere yaptırılıyor. Bu kişilerin yeteneklerini iyiye de kötüye de kullanabileceklerine inanılıyor. Araç olarak ise; ruhlar, cinler, şeytanlar, canlı veya ölmüş bazı hayvanlar kullanılıyor. Eşlerin veya başka kişilerin arasını açmak, insanın bazı kabiliyetlerini, dilini, bahtını bağlamak, malına ve canına zarar vermek, kız veya erkeklerin bahtını bağlamak gibi durumlarda bu yola başvuruluyor.

Büyünün birçok zararı ve sorumluluğu var. Kişinin kendisine huzursuzluk verdiği gibi, çevresini de rahatsız ve tedirgin ediyor. Dağılan yuvalar, bozulan psikolojiler, artan hastalıklar, vicdani sorumluluklar en çok görülen yansımaları. Oysa insan bu dünyaya imtihan için geldiğine, bir gün bu hayatın da sona ereceğine inansa, nasibine razı olsa, Allah’a tevekkül etse bunlara gerek kalmayacak.

Unutulmamalı ki, Allah’ın izni olmadıkça kimseye bir zarar gelmez. Çünkü gerçek tesir ne sihirde, sihirbazda, tabiatta ne de ruhta, şeytanda ve melektedir. Hakiki müessir, ancak ve ancak Allah’tır. Fayda ve zarar denilen şey de ancak O’nun izniyle meydana gelir. O halde her şeyden önce Allah’tan korkmalı, O’na ve kitabına sığınılmalı. İlahiyatçı Prof. Dr. İsmail Köksal’a göre, büyü yapıldığına inanan kişi sahih rivayetlerde geçen dualarla büyüden kurtulmaya çalışmalı. Ayrıca büyü çözme konusunda yardım edebileceğine inanılan salih, dindar, hakperest ve umut taciri olmayan kişilerden yardım alınmalı: “Beş vakit namaz sünnetleriyle birlikte eda edilmeli. Hadislerde belirtildiği gibi İhlâs, Felak, Nas sureleri okunmalı. Şayet bunlar yapılırsa büyüden korunur.”

İslam dini büyük günahlar arasında saydığı büyücülüğe şiddetle karşı çıkmış, Kur’an ve hadiste bu iş açık ve kesin şekilde yasaklanmış. Ancak günümüzde ne yazık ki büyüye sıkça başvuruluyor. Kendimizi böylesi bir eğilimin içinde bulmamak için büyüye dair birkaç meseleye açıklık getirelim istedik…

Büyü nedir?

Türkçedeki karşılığı ‘büyü’ olan ‘sihir’, Arapça bir kelime. Halk arasında yaygın olarak bilinen şekliyle, birtakım dua ve efsunlarla, yapan ve yaptıran kişilerin niyetlerine göre gerçekleşen, büyücülerin yazdığı yazı ve çizgilerle yapılan kötülükler; insanların istemediği şeyi cinlerin, şeytanların ve kötü ruhların yardım ve tesiriyle yapar hale gelmesi anlamını taşıyor. Büyü yapanların, büyüye alet edilen bilgiye sahip olmaları yeterli. Âlim veya hoca olması, Müslüman, Hıristiyan veya Yahudi olması ya da herhangi bir dine mensup olması gerekmiyor. Çünkü büyücülüğün dinle veya dindarlıkla hiçbir ilgisi bulunmuyor.

Dinde büyü var mı?

Felak Suresi’ndeki “De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.” ve Nas Suresi’ndeki “De ki: Sığınırım ben insanların Rabb’ine, insanların hükümdarına, insanların ilahına, o sinsi vesvesecilerin şerrinden. O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.” ayetlerine baktığımızda büyünün olduğunu anlıyoruz.

Büyüden şüphelenen kişi ne yapmalı?

Büyünün tesir etmesi, kişinin içinde bulunduğu psikolojik durum, karamsarlık, evham ve şüpheyle yakından ilgili. Büyüden şüphelenen bir kişi, Euzu besmele çekmeli. Zira şeytan, Allah namına başlayıp bitirilen işlerde rahatça iş yapamaz. Beş vakit namazı sünnetiyle eda etmek, İhlâs, Felak ve Nas surelerini okumak, Allah’a teslimiyet gösterip, tevekkül etmek, günlük evrad-ü ezkarları okumak büyüye karşı kalkan görevi görüyor. Zira kötü niyetli kimseler büyü yapsalar bile, herkesin ve her şeyin üstünde mutlak güç ve kuvvet sahibi Allah var. O, dilemediği takdirde hiçbir şey gerçekleşmez.

Sihir genellikle alametlerinden anlaşılıp, ona göre tedavi ediliyor. Mesela hasta sebepsiz yere baş ağrısı çeker, herhangi bir uzvunda doktorların sebep bulamadığı bir ağrı olur, sihiri çözen ayetler okununca ağlar, konuşma güçlüğü yaşar, işe ya da evine gitmek istemediği zamanlar olabilir. Bunların hiçbiri de görülmeyebilir. Kişi büyüden şüpheleniyorsa asla para karşılığında hocaya başvurmamalı. Bunun yerine şöyle bir yol izlenmeli: Fatiha Suresi, Bakara Suresi’nin ilk dört ve 163-164-285-286 ayetleri, Ayet el-Kürsi, Al-i İmran Suresi’nin 18. ayeti, Araf Suresi’nin 54. ayeti, Müminun Suresi’nin son üç ayeti, Saffat Suresi’nin ilk on ayeti, Haşir Suresi’nin son üç ayeti, Cin Suresi’nin ilk üç ayeti büyüye uğradığı düşünülen kişinin sağ kulağına okunup üflenmeli…

Tesir gücü var mıdır?

Sihir ya da büyünün var olduğu bir gerçek. İslam âlimleri bu hususta görüş birliği içinde. Ancak tesiri konusunda aynı düşünceyi taşıdıklarını söylemek güç. Kimi, sihri toptan reddettiği için büyüye de, tesirine de inanmıyor. Kimi de ayet ve hadislerden, insanların yaşadığı olaylardan dolayı büyünün gerçekleştiğine inanıyor. İçlerinde ehlisünnet âlimlerinin bulunduğu bir grup da büyünün etkisine inanmıyor. Prof. Dr. İsmail Köksal ise dünyanın bir imtihan yurdu olduğunu ve her şey sebepler dairesinde cereyan ettiğini söylüyor. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, kişinin Allah’a sığınması, iman ve ibadet konusundaki titizliği, şeytanın insana yaptığı telkinlere kulak asmaması... Nitekim Nisa Suresi’nde şöyle buyruluyor: “Şeytan onlara söz verir ve onları ümitlendirir. Halbuki şeytanın onlara söz vermesi, aldatmacadan başka bir şey değildir.”


Peygamber Efendimiz’e büyü yapıldı mı?

Kaynaklarda Efendimiz’e (sas) büyü yapıldığına dair bilgiler var. Resul-i Ekrem’e büyü yapılmasının sebebi, Yahudilerin, O’nun peygamberliğini hazmedememesiydi. Hz. Aişe’den (r.anha) gelen bir rivayet şöyle: “Beni Züreyk Yahudilerinden Lebid b. El-A’sam tarafından Hz. Peygamber’e (sas) sihir yapıldı. Öyle ki, Resulullah, yapmadığı bir şeyi, yaptım.” vehmine düşüyordu.

Zeyd İbni Erkam’dan (ra) gelen rivayette de Yahudilerden bir adamın Hz. Peygamber’e (sas) büyü yaptığı, Efendimiz’in bu yüzden günlerce hasta düştüğü belirtiliyor. Hadis kaynaklarında geçen bu rivayet şöyle devam ediyor: Sonunda Cebrail (as) gelerek, “Sana Yahudilerden bir adam sihir yaptı. Yaptığı sihir düğümünü, falanca kuyuya attı. Oraya, o sihri çıkarıp getirecek bir adam gönder.” dedi. Resullulah, Hz. Ali’yi gönderdi. Hz. Ali, sihrin bağlı olduğu ipi çıkarıp, düğümü çözünce Hz. Peygamber, bağdan kurtulmuş gibi kendine geldi.

Bazı müfessirler, bu hadisleri, Felak ve Nas surelerinin nüzul sebebi olarak göstermiş. Bazılarına göreyse bunu söylemek yanlış olur. İslam âlimlerinden bazıları Efendimiz’e büyü yapıldığı ve etkilendiği görüşünü dile getirirken, bazıları ise büyü yapıldığını kabul etmiyor. ‘Büyü, Fal ve Kehanet’ kitabının yazarı ilahiyatçı Arif Arslan’a göre, Efendimiz yalnızca bir peygamber değil, aynı zamanda bir insandı. Bütün beşeri yönleri olan ve beşer içinde yaşayan bir insanı büyü neden tutmasın?

Büyü var mı? Büyü, büyü bozma, büyü nasıl yapılır, büyü varmı, büyüden korunma, dinde büyü, dinde büyü varmı, dinde büyünün yeri, kuranda büyü,

0 yorum:

Yorum Gönder