27 Ekim 2015 Salı

Minicik Ellerim ve Kızaran Elmalarım

kzaran elma ağacı

İlkokul dönemi, ilk öğretmenimiz, hayatımızdaki dönüm noktalarından birisidir. Kim ne derse desin küçükken iyi bir öğretmene rastlamak gerçekten de büyük bir şanstır aslında.
      Ben okulu çok seven bir çocuktum. İçimdeki okul aşkı büyüktü. Küçükken o malum büyünce ne olacaksın sorusuna “ Öyretmen.”derdim hep.Benden iki yaş büyük olan abimin arkasından her gün okula gideceğim diye ağlardım. Bu duruma dayanamayan ailem beni ertesi yıl okula kaydettirmek istedi. Fakat yaşım küçük olduğu için almadılar. Mahkemeye başvurduk. Hakim kararıyla yaşım büyütüldü ve birinci sınıfa kaydım yapıldı.
     İlk günler çok hevesliydim. Öğretmenimiz bir gün kartona kocaman bir elma ağacı yapıp astı. Elmaların üzerinde herkesin adı yazıyordu. Hepimiz çok sevindik. Bizler okuma yazmayı söküp , öğrendikçe elmalarımız kırmızı kalemle boyanıyor, kızarıyordu. Günler geçti benim elmam kızarmadı. Okula zorla geliyordum artık.
     Sürekli bağırdığı için öğretmenden korkuyordum. Bir de sıra dayağı vardı. Sizinle ilgisi olmayan birileri konuşur ya da yaramazlık yapar. Fakat cezayı bütün sınıf alır. Kurunun yanında yaşta yanar hesabı. Yaş yaş çok yandım öğretmenim. Beş parmağımızın uçlarını bir araya getirip, toplar elimizi öne uzatır korkuyla beklerdik sıranın bize gelmesini. Bu sıra dayaklarından birinde tahta cetvel başparmağıma geldi ve parmak şişti. Bir hafta kalem tutamadım. Öğretmenimi sevmiyordum.
   Hece tablosu verdi öğretmen. Her gün çalıştım. Zor da olsa sonunda öğrendim okumayı yazmayı. Elmam kızardı ama benim için önemi kalmamıştı. Hep sınıfın gerisinde kaldım. Türkçe kitabında bir şiir vardı “Kedim” diye. Üzerinde de sevimli bir kedi resmi. Bu gün olmuş hala zihnimde. Ezberlenecek dedi öğretmen. Ezberleyemedim. Karabasan oldu girdi rüyalarıma, uykularımda sayıkladım öğrenemiyorum diye. Sonunda onu da ezberledim.
   Severek ve isteyerek gittiğim okuldan soğudum. Okula gitmemek için ağlıyordum artık. İçine kapanık, kendine güveni olmayan bir çocuk olmuştum. Bir sonraki yıl öğretmenimiz değişti. Yeni öğretmenimiz eskisi gibi bağırıp dövmüyordu bizi. Kısa zamanda öğretmenimi çok sevdim ve okula yeniden ısındım. Öyle bir sevdim ki sınıf birincisi oldum.
    Şimdi ben de bir öğretmenim. Sınıfımda elma ağacı asılı. Kızarıyor elmalar bir bir. Yapamayan çocukların elmalarını bir bahane bulup boyuyorum “Olsun bu arkadaşınız çok uslu .” diyerek. Biliyorum ki öğretmenin emeği büyük, hakkı çok üzerimizde. Hakkını helal et öğretmenim. Çünkü ben sana hakkımı helal ediyorum…
                                                                                                                           Nigar Bal
                                                                                                                 27/10/2015 Gaziantep

2 yorum:

  1. Güzel bir yazı Nigar Bal Öğretmenim. Devemını bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  2. Nigar hocam güzel ve anlamlı yazınız için kutluyorum .

    YanıtlaSil